Yazılar

BEBEĞİN RUHSAL GELİŞİMİ VE ANNE-BEBEK İLİŞKİSİ

14 Temmuz 2015  |  0-6 YAŞ ÇOCUĞUNUN RUHSAL GELİŞİMİ  |  0 Yorum

BEBEĞİN RUHSAL GELİŞİMİ VE ANNE-BEBEK İLİŞKİSİ

Çocuğun ruhsal gelişiminin temelleri, doğum öncesine hatta döllenme öncesine dayanmaktadır. Biyolojik ve kalıtımsal özellikler kadar içinde bulunulan çevre (anne baba, büyük ebeveynler, vb.) de ruhsal gelişimi önemli ölçüde etkilemektedir.

Bebekle ilgili beklentiler, gebelik süreci, doğumun zamanı, şekli, bebeğin fiziksel durumu, annenin doğumdan sonraki fiziksel ve ruhsal durumu, annenin çevreden aldığı destek, anne-bebek ilişkisini ve bağlanma sürecini etkileyen etmenlerdir.

Doğumdan hemen sonraki dönemde anne-bebek arasındaki etkileşim en önemli basamaktır. Bu dönemde bebek birincil bakım veren kişi olarak anne ile yoğun, sıcak ve doyurucu bir ilişki içine girme ihtiyacındadır. Emzirme süreci bu ilişkinin gelişiminde çok önemlidir. Bu nedenledir ki, doğumdan sonraki en kısa sürede anne ile bebeğin bir araya gelmesi ve emzirmenin başlatılması gerekir. Emzirme yalnızca bebeğin beslenmesi amacını taşımaz. Annenin bebeğine dokunması, emzirme sırasında göz teması kurması, sözel olarak uyaranlar vermesi, bebeğin gereksinimlerini fark edip karşılayabilmesi uygun bir anne-bebek etkileşiminin kurulmasına da yardımcı olur. İlk günlerde başlayan bu olumlu anne-bebek ilişkisi sonraki zamanlara taşınacaktır.

Özellikle ilk yıllarda bebeğe bakım veren kişinin süreklilik içinde aynı kalması gerekir. Çalışan annelerin bebeklerinde ise bakıcıların sürekliliği önem kazanmaktadır. Sık bakıcı değiştirilmesi bebeğin bağlanmasını olumsuz yönde etkileyecektir. Ayrıca bebeğin bakım için uzun süreli başka bir yere gönderilmesi (örn; anneanne ya da babaannenin evine) ve anne ile bebeğin uzun süre ayrı kalması da olumsuzluklara neden olabilmektedir.

Anne-bebek etkileşiminin uygun olabilmesi, bebeğin bağlanma davranışını belirleyecektir. Bağlanmanın gerçekleşebilmesi için sıcak, yakın ve süreklilik özellikleri taşıyan doğrudan bir ilişki gerekir. Kurulan bu ilişkiden hem bebek hem de anne haz almalıdır. Bağlanmanın özellikleri önemlidir. Çünkü bireyin yaşam boyu kurulan ilişkilerinde, duygusal ve sosyal işlevselliğinde rol oynamaktadır.

Anne-bebek arasında kurulan uygun etkileşimlerin bir sonucu olarak, bebek 2. ayın sonuna doğru anneye gülümsemeye başlar, kısa süreli de olsa anneyi gözleri ile izler. Farklı ağlama türleri oluşabilir. Bu sayede, anne babalar ağlama türüne göre bebeğin ihtiyacını anlayabilirler. 2. aydan itibaren bebek anneyi diğer kişilerden ayırt edebilir. Eğer bebek anne ile uygun bir bağlanma oluşturmuşsa, 4-6 aydan sonra diğer kişilere de bağlanma geliştirebilir. Sosyal uyaranlara el-kol hareketleri, ses çıkarma, gülümseme şeklinde yanıtlar verir. “Cee-ee” gibi sosyal oyunlara karşılık verir. Motor becerileri (destekli/desteksiz oturma, emekleme, vb) arttıkça çevreyi keşfetmeye ilgi duyar. Bu keşifleri, güvenli bir yer olan anne kucağında iken yapmaya çalışır.

Bebek giderek artan sürelerle anneden ayrı kalmaya dayanabilir. 7. aydan sonra kendisine yaklaşan yabancılardan huzursuz olabilir. 8. ayda “yabancı korkusu” gelişir. Bu sağlıklı bir tepkidir. Bağlanmanın pekişmesini sağlar.

       Bebek bir yaşına geldiğinde sevilen kişilerle bağlar oluşturmuş olur. Sözle ya da davranışla kendisine konulan sınırlara tepki verebilir. Sıralayarak ya da desteksiz yürümeye başlar. Eline yiyecek verildiğinde kendini beslemeye çalışabilir. Beceriksizce çatal, kaşık kullanabilir. Giydirilirken yardım edebilir.

Bebeğin bu gelişen becerilerinin izlenmesi önemlidir. Beceri kazandıkça bunları uygulaması için bebeğe fırsat verilmelidir. Bebek yapamayacağı beceriler konusunda zorlanmamalıdır. Ancak yapabilecekleri konusunda da desteklenmelidir ki becerilerini geliştirebilsin.

 


Yorumlar Bu yazıya henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum Gönder
guvenlik